Anka Kuşu: Ateşten Göğe
Eser Hakkında
Sanatçı, bir Anka'yı resmetmemiş; bir ruhun en yakıcı anını, küllerinden sıyrılıp yeniden gökyüzüne doğduğu o saniyeyi tuvale hapsetmiştir. Burada tüyler yoktur, sadece alev dilleri vardır. Her bir fırça darbesi, acının, tutkunun, öfkenin ve en sonunda zaferin bir çığlığıdır. Gövdesi, bir volkanın kalbidir. Kırmızının en derin tonları, yanıp kül olan geçmişin acısını taşır. Turuncu ve sarı parlamalar ise, o küllerin arasından sızan ilk umut ışıkları, yeni bir yaşamın vaadidir. O, bir yerden bir yere uçmuyor; o, varoluşun kendisinden, ateşli bir kaostan yukarı doğru patlıyor. Ama bu ateş fırtınasının ortasında, bir anomali, bir mucize vardır. Mavi kanat. Bu kanat, ateşin yakamadığı tek şeydir. O, küllerin arasında kaybolmayan bir anı, dökülüp de buharlaşmayan bir gözyaşı, acıdan damıtılmış saf bir bilgeliktir. Diğer kanat alev alev yanarken, bu mavi kanat ona nereden geldiğini, hangi acılardan geçtiğini hatırlatır. O, bu kızıl isyanın ortasındaki sakin güç, fırtınanın gözüdür. Bu eser, sadece bir kuşun değil, bir ruhun kendi cehenneminden kendi cennetine doğru yaptığı o amansız yolculuğun resmidir.

