Ashab-ı Kehf: 300 Yıllık Rüya ve Sadık Bekçi
Eser Hakkında
Bu tuval, bir mağaranın karanlık ve sessiz bir tasviri değil; inancın zaman karşısındaki direnişinin soyut bir haritasıdır. Sanatçı, Yedi Uyurlar kıssasını alıp, onu oluşturan temel kavramları; inanç, zulüm, sadakat, zaman ve ilahi koruma ve formlara ayırarak yeniden inşa ediyor. Arka planda, toprağın dokusunda uyuyan sayısız figür, o yedi genci ve onların üç yüz yılı aşan derin uykusunu temsil eder. Onlar, zamanın akışından kopmuş, ilahi bir koruma altında, dünyanın gürültüsünden arınmış bir rüyanın parçasıdırlar. Tuvali bölen dikey renk sütunları, mağaranın girişini kapatan o ilahi perdedir. Her bir sütun, dışarıda akıp giden farklı bir çağı, farklı bir mevsimi, farklı bir yüzyılı simgeler. imparatorluklar yıkılıp yenileri kurulurken, bu renkli zaman perdelerinin ardında inanç, saf ve değişmez bir şekilde uykusuna devam eder. Sol üst köşedeki altın üçgen, sadakatin ve masumiyetin ölümsüz sembolü olan köpekleri Kıtmir'dir. Çünkü onun sadakati, efsanenin en saf, en dokunulmaz özüdür. Altın rengi, onun bu dünyevi olmayan, kutsal bağlılığını yüceltir. Sağ alttaki ateş kırmızısı üçgen ise, gençlerin kaçtığı o dünyadır: İmparator Decius'un zulmü, putperestliğin yakıcı tehdidi ve inançları uğruna ölümü göze almanın getirdiği 'tutku'. Bu kırmızı alan, mağaranın dışındaki tehlikeyi ve kaçtıkları o acımasız gerçekliği temsil eder. Ve tüm bunların üzerinde asılı duran o büyük kırmızı küre, zamanın kendisidir. O, 300 yıl boyunca doğup batan güneştir. Bu eser, bize, inancın en büyük zulümden bile sadakatle korunarak, zamanın ve ilahi bir tanıklığın altından geçerek nasıl ölümsüzleştiğini gösterir.

